SAMSUN İLİ KAVAK İLÇESİ
KAVAK İLÇE TANITIM
KAVAK RESİMLER
KAVAK FOTOĞRAFLAR
KAVAK MANZARALAR
KAVAK GÖRÜNTÜLER
KAVAK KÜLTÜR
KAVAK EĞİTİM
KAVAK TARIM
KAVAK SAĞLIK
KAVAK
SAMSUN KAVAK
KAVAK İLÇE TANITIM

KAVAK RESİMLER
KAVAK FOTOĞRAFLAR
KAVAK MANZARALAR
KAVAK GÖRÜNTÜLER
KAVAK KÜLTÜR
KAVAK EĞİTİM
KAVAK TARIM
KAVAK SAĞLIK
KAVAK
SAMSUN KAVAK
15. ve 16.yüzyıl tahrir defterlerinin birinde ^'Nefs-i Şehr-i Kavak' diğerinde 'Nefs-i Kavak' olarak tanımlanan Kavak, bir kaza merkezi olması nedeniyle 'nefs' olarak tanımlanmış olabilir.Aynı defterlerde Kavak'tan 'karye' diye de bahsedilmiştir.

Kavak adının nereden geldiğini anlamak için ilk başta bu adı veren sözcüğün anlamına bakmakta yarar görüyoruz. Kavak;söğütgillerden sulak yerlerde yetişen, yaprakları uzun saplı ve dişli, boyu düzgün ve bazı türlerde 30-40 metreyi bulacak uzunlukta, kerestesi için dikilen, odunu gevşek ve kof, kabuğu kavlayıp dökülen bir ağaçtır.

Anadolu masallarında kavak ağacıyla ilgili motiflere rastlanır. Masalların içinde ağaç,iyi-kötü huylar arasında hayat ağacını andırır.Ölüm-dirilme sembolüdür.Anadolu'da göksun'da bir kavak ağacı ,rüzgardan güneye doğru eğilir.Halk bunu kavak secde etti diye yorumlar.
Bu durum Çorum'da Yatankavak köyünde de halk tarafından aynı şekilde değerlendirilir.

Bu durum Çorum'da Yatankavak köyünde de halk tarafından aynı şekilde değerlendirilir.
Böyle bir kudsiyeti Türk halkı içinde barındıran bu ağaç; aşiret, oymak ve cemaat adlarına yansır. Kavak, adını buraya yerleşen Kavaklı/Kavaklu yörükan Türkmen taifesinden almış da olabilir...Bu cemaat Türkiye'de birçok bölgeye yayılmıştır.Bir tahrir defterinde bu cemaat, 'Kavak köyü Yörükleri cemaati adıyla anılır. Kavak cemaati, Mamalu Türkmenleri arasında yer alır.Kavak yer adlarına Türkiye'nin birçok yerinde rastlayabiliriz.

Kavak konumu itibariyle binlerce yıldır çok sayıda farklı kültürlere ev sahipliği yapmış;Anadolu'nun kuzeyinde Karadeniz sahilinden güneye doğru yükselmeye başlayan Canik dağlarının kuzey yamaçlarına, Hacılar Dağı ile Akdağ arasında bulunan arazi üzerinde kurulmuş bir yerleşim yeridir.

Kalederoğunda en önemli yerleşmenin Bakır çağında olduğu anlaşılmıştır. Bölgede varlığı kanıtlanan ilk kavim Gaslar (Gaskalar) dır. Gaskalar, Hititlerin egemenliğini benimsemiş yarı göçebe ve saldırgan bir topluluktur.

Hititler Kaledoruğu’una geniş ölçüde yerleşmemiş; Ancak, bölgenin starejik bir noktada oluşu nedeniyle buraya bir nevi garnizon kurmuşlardır, bu da onların yayılma ve genişleme dönemlerine rastlamaktadır.

Hititlerin egemenliğinden sonra Kavak M.Ö.1200’lerde Friglerin, M.Ö.7.yy.da Milletlilerin egemenliği altına girmiştir. M.Ö.333 yılında Pontusların elinde olan Kavak’a daha sonra Romalılar hakim olmuştur.Daha önce Yahudiliği tanıyan halk, I.yy. İsa’nın havarilerinden Aziz Andre ve Pier’in bölgeye gelmesiyle Hıristiyanlıkla tanışmıştır.

1071 Malazgirt savaşından sonra Selçuklular döneminde Rükneddin Süleyman’ın Tokat meliki olduğu zaman bölge Selçukluların eline geçti.

1518 tarihli bir Osmanlı tapu defterinde Kavak’ın Samsun sancağına bağlı bir karye (köy) olduğu görülmüştür. 1839 yılında merkez ilçeye bağlı bucak olmuştur. 1934 yılında da Bucak teşkilatı ilçe teşkilatına çevrildi.

Deniz seviyesinden oldukça yüksek olan Kavak ta iklim,deniz ikliminden kara iklimine geçiş şeklindedir. Fakat karasal iklim daha baskın durumdadır. Yazları ılık, kışları ise genellikle soğuk geçer. Yazın lodos, kışın poyraz rüzgarlarının etkisi altında kalan ilçede en fazla yağmur ilkbaharda yağar.

Kavak ilçesinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Tarım alanında en çok buğday, mısır, yulaf, arpa gibi tahıl ürünleri yetiştirilir. Ayrıca, şekerpancarı, tütün, patates ekimi de yapılmaktadır.

İlçedeki sanayi genellikle kireç,tuğla ve kiremit üretimi şeklinde gelişmiştir. Bu alanda faaliyet gösteren fabrikalar yıllardan beri sürdürmektedir.

Kavak Orta karadenizi içi Anadolu ya bağlayan Samsun-Ankara Devlet karayolu üzerindedir. Samsuna uzaklığı 51 km. olan ilçeye ulaşım kolayca sağlanabilmektedir.

Kaledoruğu Höyüğü:1942 yılında Müzeler ve anıtlar yüksek kurulu tarafından ön kazı yapılmış, sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Burasının Bakır Çağı'nda önemli bir yerleşim yeri olarak kullanıldığı, Hititlerin yayılma genişleme dönemlerinde de starejik konumu nedeniyle Amasya-Samsun yolunu denetleyebilmek için bir nevi garnizon olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. İlk kazı çalışmalarında Genç Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemi kalıntılarına rastlanmıştır.
